Çizmişiz Rotamızı; Sınırları Parçalayarak Özgürleşeceğiz! – Hevi Devrim

437

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün öngünündeyiz. 8 Mart, aynı zamanda Kadınların Birleşik Devrim Hareketi’nin (KBDH) yıldönümü. Bu vesile ile www.hbdh-online.org sitesinde KBDH Konsey üyelerinden Hevi Devrim’le yapılan röportajı yayınlıyoruz.

– Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

Ben, Hevi Devrim. DKP/Birlik Kadın Komünarlar savaşçısıyım. Aynı zamanda KBDH Genel Konsey üyesiyim.

“Başta kadınlar olmak üzere, tüm ezilen cinsel kimliklere ve halklarımıza!” sözleri ile kuruluş ilanının üzerinden 3 yıl geçti. Sizce bu 3 yılda kadın özgürlük mücadelesinde hedeflenen mücadele hattı yakalanabildi mi?

KBDH olarak yola çıkarken kendimize biçmiş olduğumuz misyonla bugünkü durumumuz arasında oldukça büyük bir açı farkı var. Kuşkusuz ortak bir dil oluşturmuş olmamız, Türkiye ve Kürdistan devrimlerinin iç içeliği doğrultusunda birleşik devrim hareketini büyütme iddiasında ısrarımız anlamlıdır. Ancak artık bu eşiği aşmak, kadın hareketinin önünü açacak bir devrimci konumlanış içerisinde olmak zorundayız. Biz tüm ezme-ezilme ve sömürü ilişkilerine karşı özgürlük bayrağını taşıyanlarız. Sınıfsız, sınırsız ve özgür bir dünya, yeni bir yaşam için ayağa kalkanlarız. Bunun için sonsuz maviliklere dalarcasına özgürlük kavgasına atılanlarız. Kadınların artık kabına sığmaz özgürlük arayışlarına yol oluşturması gerekenleriz.

Cins mücadelemiz ve bilincimiz; sınıfsal/toplumsal/ulusal tüm çelişki ve çatışmaların içerisinden geçerek ilerliyor. Kadın Komünarlar olarak, sınıf bilinci ile cins bilincinin bileşkesini oluşturma iddiamızla birleşik devrim hareketinin bir bileşeniyiz. Henüz iddiamıza yakınsayan bir pratiğin yürütücüsü olamadık. Bu bizim en büyük handikabımızdır. Ancak bir kez rotamızı çizdik, 21. yüzyılın kadın devrimlerinin yüzyılı olacağının bilinci ile kadın kitlelerinin önünü açacak öncü çıkışları örgütleyeceğiz.

– Özsavunma; en genel tanımı ile kadın bedeni, kimliği ve emeği üzerindeki tüm baskılara karşı tarihsel gerici kimliği ile hapsedildiği hayatlardan çıkan, yeni bir yaşamın kapılarını aralayan kadınların meydan okuyuşudur. Bu meydan okuyuşun en ileri adımı KBDH, kendi karşı şiddetini, askeri çizgisini nasıl belirliyor?

Kadın sorunu, kapitalist sistemin tarihsel olarak da bugün de beka sorunudur. Dün ilksel sermaye birikiminin ilk hedefi kadınlar olmuş ve bu bağlamda çizgi dışı olan, kapitalist çitlemeye gelmeyen tüm kadınlar cadı ilan edilip yakılmış veya ataerkiyi sarsan tüm kadınlar kırbaçla, recmle cezalandırılmıştı. Bu düzende her şey, ailenin, özel mülkiyetin ve (kapitalist) devletin bekası için! Patriyarkal kapitalist sistemde her şey gelip bu üçüne dayanmaktadır. O halde biz de mücadelemizi bu üç kurum ve yapıyı hedefler tarzda örgütlemeliyiz.

Sorunu doğru tanımlayalım, kadına uygulanan şiddet bu anlamda, örgütlü bir şiddettir. Erkek egemen sistemin yasasıyla, toplumsal cinsiyet rolleriyle, medyasıyla, mahkemesiyle örgütlediği bir şiddettir. Bu yüzden mücadeleyi de topyekûn yürütmemiz gerekiyor.

Kadın özgürlük mücadelesinin yılmaz savunucusu Ceren Güneş, bir yazısında; “Kadınlar, erkek şiddetin (ezenin uyguladığı şiddet) teşhiri ile değil, ancak ve ancak bu yok edici şiddet karşısında kendi karşı şiddetini (ezilenin şiddeti) örgütleyerek ve uygulayarak özgürleşebilir. Kadınları şimdiye kadar tarih sahnesinde nesne olarak konumlandıran tahakkümü parçalayacak olan ancak budur. Bu tahakküm ilişkisinin ve nesneleşmenin yıkılması ancak şiddetle mümkündür ve yine ancak bu şiddet aracılığı ile nesne, kendini politik bir özne olarak var edebilir, varoluşunu sağlayabilir. Bizi bu erkek egemen sistemden, devletten, patriyarkadan, onun yürütücü araç ve aygıtlarından özgürleştirecek olan, sadece erkek-devlet iktidarın şiddetinin teşhiri değil bu şiddete karşı kadınların uygulayacağı karşı şiddettir. Bu karşı şiddetledir ki o güne dek nesneleştirilenler, sömürü ve tahakkümün altında yaşamak zorunda bırakılanlar o tahakkümü kırar, işlemez hale getirir ve özne olarak yeni bir denklem kurar.” Yine Ceren yoldaş, kadınlara, yaşamsal tüm araç ve gereçleri, tavalardaki kızgın yağı bile öz savunma mücadelesinin silahı haline getirme çağrısı yapmıştı. Onun bu sözleri bizim eylem kılavuzumuzdur.

Toplumsal cinsiyet rollerinin aşıldığı, bedenimiz, emeğimiz, kimliğimiz ve geleceğimiz üzerindeki tüm baskı, tahakküm ilişkilerinin yok edildiği, insanlığın sınırsız gelişimini sağlayacak, sınıfsal-cinsel-ulusal hiçbir ezme ve sömürü ilişkisinin olmayacağı bir gelecek için, komünizm için -zira sadece böyle bir dünyada biz kendi geleceğimizi özgürce belirleyebiliriz-, mücadele ediyoruz. Özsavunma mücadelesini, kapitalist sistemin en küçük hücresi aileden faşist devlete, tüm erkek egemen yapıya karşı yükselteceğiz. Toplumsal-siyasal olarak hapsedilmek istendiğimiz cendereyi kırarak tam hak eşitliği için mücadele edeceğiz.

Faşizmi ve erkek egemenlikçi sistemin tüm kurumlarını hedefleyen, politik-askeri çizgisini kadınların öz savunma mücadelelerinin önünü açacak devrimci şiddet üzerine kuran bir yapıyız. Kadın özgürleşmesinin yolunu erkek-devlet iktidarına ve şiddetine karşı yıkıcı-yaratıcı karşı şiddeti örgütleyerek açacağız.

– Güçlü savaşçılığın cinsiyetinin olmadığını; komutanlaşarak ve önderleşerek, en sonunda da Rojava direnişinde ölümsüzleşerek koydukları nokta ile gösteren, KBDH’ın kuruluşunda ve çalışmalarında aktif rol alan Aynur ve Ceren yoldaşların ardından neler söylemek isterseniz?

İki devrim fidanı, iki öncü kadın savaşçı, iki komutan… Geçtikleri Serekaniye-Til Temir hattında iz bırakan iki yoldaş… KBDH çalışmalarına bulundukları her alanda emek veren iki komünar…

Kuşkusuz her ölüm, hele de böylesine değerli yoldaşların kaybıysa yaşanan, ağırdır. Ancak kimi yaşamlar vardır, o güzel noktayla daha bir anlam kazanır ve devrim mücadelesinin önünü açar. Ceren ve Aynur yoldaşlar için bunları söyleyebiliriz. Kadın özgürlük mücadelesinin önünü açan yoldaşlarımızın izinden gideceğiz.

Bugün hangi çalışmayı yapsak, hangi yöne baksak Ceren’le çakışıyor yolumuz. Edip Cansever’in dizeleri çok iyi tarifliyor yaşadıklarımızı: ‘bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda / meltemi CEREN’den esen / soluğu CEREN’de olan / yeni bir başlangıç vardır.’ Biz Kadın Komünarlar olarak, bu yeni başlangıcın, yeni adımların, yeni yol ve eyleyişlerin önünü açan ölümsüzleşenlerimizle güçlüyüz.

– Yaklaşan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle KBDH bileşeni bir kadın örgütü olarak kadınlara nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

8 Mart her ülkede, her tarihsel kesitte/dönemeçte güncellenmiş şiar ve taleplerle karşılanır. Ancak tüm zamanların ortak kesenidir toplumsal cinsiyet rollerine karşı özgürlük ihtiyacı ve arayışı. Nasıl ki sınıf bilinci işçilerin, ekonomik talepleri aşıp sömürü düzenini yok etmeyi hedefleyen sınıf mücadelesinin içerisinde gelişiyorsa; cins bilinci de salt ataerkiye karşı mücadeleyle yetinmeyen patriyarkal kapitalist sistemi tüm yapı ve kurumları ile hedefleyen mücadelelerin içerisinden geçerek gelişecektir. Erkek-devlet şiddetine karşı öz savunma mücadeleleri içerisinden kazanılacaktır.

Henüz sınıfsız, sömürüsüz, sınırsız, özgür bir dünya için mücadele şeklinde olmasa da mevcut toplumsal cinsiyet rejiminin hiza ve rıza denklemine sığmayan kadın kitleler özgürlük arayışı ile ayağa kalkıyor.Biz kadınlar, dünya çapında gelişen isyan dalgasının en önündeyiz. 8 Mart’ı erkek-devlet şiddetine karşı öz savunma mücadelesini yükselterek karşılıyoruz. Biz kadınlar, emeğimize, bedenimize, kimliğimize, irademize yönelen her saldırıyı ve tahakküm ilişkisini boşa çıkarmak ve reddetmekle başlayacağız. Devleti ve toplumsal cinsiyet rejimini yıkmak için tüm mücadele araç ve biçimlerini kullanacağız. Bu dünya güzel, bu dünya yaşanılası diyeceğimiz bir yaşam için kavgayı büyütme zamanı. Bugün toplumsal cinsiyet rejiminin krizini derinleştirmek için, ne rıza ne hiza diyoruz; ancak bu da yetmez, tüm kadınlara özgürlük için savaşma çağrısı yapıyoruz.

– Adeta katliam ve soykırım ilan eden faşist Türk devletinin silah doğrulttuğu savaş coğrafyasında, kadınlar direnişin bir an olsun gerisinde durmayarak kadın özgürlük mücadelesini ileriye taşıdı ve taşımaya da devam ediyor. Dün DAİŞ’e karşı savaşta Rojava devrimini savundu, bugün Rojava savunmasında işgalci faşist Türk devletine karşı direnişi sürdürüyor. Rojava topraklarında yaşanan kadın direnişini KBDH olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz Rojava devriminin ve bu devrimi yok etmek için DAİŞ’inden sömürgeci faşist Türk devletine kadar tüm işgalci güçlerin saldırılarına karşı yürütülen direnişin aktif birer katılımcısıyız. Ceren ve Aynur yoldaşların ölümsüzleşmesi bunun en somut göstergesidir. Rojava devrimi bir kadın devrimi olarak, tüm dünya ve coğrafyamızda sarsıcı bir etkiye sahip oldu. Hiçbir devrim yoktur ki romanlarda yazıldığı gibi idealize olsun. Birçok zorluğun, açmazın, sıkışma ve yetmezliğin içerisinde filiz veren bir yeni yaşamdır Rojava’da sözkonusu olan. Emperyalistler ve gerici bölge güçlerinin hedef tahtasında oluşu yeni yaşamı imliyor oluşundandır. Kadın özgürlük mücadelesinin önünü açan bir kadın örgütlenmesi ve ordulaşmasına sahip oluşudur onu bölge ve dünya çapında esinleyici bir deneyim haline getiren. Kuşkusuz Kürdistan ve Türkiye devriminin iç içe geçtiği, dört parça Kürdistan’ın işgalci faşist Türk devletinin hedefi olduğu bir kesitte, Rojava devrimi ile KBDH olarak ilişkimiz dışsal olamazdı. Biz bu devrimi kendi devrimimiz olarak görüyor ve buradaki kadın özgürlük mücadelesinden öğrenmeye çalışıyor ve onda kendimizi var etmeyi, onun önünü açmayı hedefliyoruz.

– Buradan kadın yoldaşlarınıza ve tüm kadınlara bir çağrınız var mı?

Nasıl ki sömürülüyor olmak otomatik olarak işçi sınıfını kütle olmaktan çıkarıp kendi davası için savaşan bir sınıf haline getiremezse, nasıl ki ezilen ulus salt eziliyor olmaktan kaynaklı kimlik kazanmaz ise (zira ona kimlik kazandıran ezilmişliği, yoksayılmışlığı ortadan kaldırmak için yürüttüğü mücadeledir) ezilen cins de salt öldürülmekle, salt şiddete uğramışlıkla, salt ezilmişlikle kütle olmaktan çıkıp kimlik kazanamaz. Kimlik ancak mücadele içerisinde kazanılır. Ezilen cins ve cinsel kimlikler mücadelesi, cins bilincini geliştirir. Kimlik inşasına yol açar. Bu aşamada verdiğimiz mücadele, kendi geleceğimizi ele geçirme mücadelesidir. Kendi bedenimize, irademize, kimliğimize sahip olma mücadelesidir.

Öfkemizi isyana dönüştürüp erkek egemen sisteme yönelterek gerici faşist iktidarı yıkabilir; en inceltilmişinden en kabasına maruz kaldığımız cinsiyet ayrımcılığını, ikinci sınıf olma konumunu ortadan kaldırabiliriz.

Çizginin dışına çıkan, burjuva-faşist devletin tüm yapı ve kurumlarıyla bizi hapsetmeye çalıştığı cendereye karşı özgürlük mücadelesi veren kadınlarız. İnsanın yabancılaşmasının köklendiği tüm sömürü ve ezme-ezilme ilişkilerini kendisine dert edinen ve bu düzeneği yıkmak için kavgaya atılan kadınlarız. Dört parça Kürdistan’da süren ulusal kurtuluş mücadelesinin içerisinde güçlü bir damar olarak gelişen kadın özgürlük hareketinden besleniyoruz. Ne rıza, ne hiza diyen tüm kadınların, henüz komünizmin özgürlük dünyasıyla kesişmese/buluşmasa da kendiliğinden gelişen özgürlük arayışlarından besleniyoruz. Ve en önemlisi de her daim mücadelemizde öfkemizi bileyerek, her adımımızda bilincimize ışıltılar düşürerek yanı başımızda olan, kadın komutanlarımızdan Delal Amed’den, Sevda Serinyel’den, Ceren Güneş’ten ve Aynur Ada’dan güç alıyoruz.

Biz özgürlüğü tahayyül edenleriz. Biz, sömürü ve ezme-ezilme ilişkileri temelinde yükselen, bu dünyayla kavgalı kadınlarız. Bu öyle edilgen bir kavgalı olma hali değil. Mücadelenin içerisinde kendini inşa eden, mücadelenin içerisinde değdiği herkesi dönüştüren bir yolun yolcusuyuz. Bedeni, emeği, kimliği üzerinde hiçbir tahakküm ilişkisini kabul etmeyen, patriyarkal kapitalist sistemin makbul ve makul kadın imgesine çizik atan kadınlar; toplumsal cinsiyet rejimini ve dayandığı tüm ilişki düzeneğini yok etmeyi hedefleyen ve özgürlük arayışına yol bulmaya çalışan, devrimci yıkıcı-yaratıcı eylemin inşacısı yoldaşlar; bu kavga zorlu, bu kavga güzel, bu kavga sevilesi… Bizim tek mümkünümüz bu özgürlük kavgasına boylu boyunca atılmak. Ve unutmayalım, “Çizmişiz rotamızı/dostların alkışlarıyla değil/ gıcırtısıyla düşmanın dişlerinin.”

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız