Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç: Kaypakkaya’yı Anmak ve Anlamak! – DKP/Birlik

580

 “Munzur’un dağlarından Vartinik’in tepesine

Bir ses yükselirdi: Ali haydar Ali Haydar…

Ve o ses diyor ki:

Biz ezilen halklar uğruna adamışız kendimizi

Zulüm azrail olsa bile hep hakkı tutacağız!

Mukaddes davalarda ölüm güzel şey…”

Bu mukaddes dava, bugün Kaypakkaya’nın yıldızlara karışışının 47. yılında dimdik ayakta!.. Onu anlamak, onu anlatmak yüreklerini betimsiz sevdalarla doldurmuş olanların işidir. Onu anlamak, ‘71 kopuşunu, Mahirleri, Denizleri anlamaktır. Onlar dönemin revizyonist-reformist solculuğuna kazan kaldıran cüretin, gençliğin, arayışın önderleridir. Dünyayı sarsan devrimci dalgaya eş çarpıyordu yürekleri; ‘68 hareketinde, Filistin’de, Che’nin Latin Amerikası’nda, Vietnam’da, Afrika’da-Asya’da emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı gelişen tüm ulusal kurtuluş mücadelelerinde, tüm devrim provalarında… Kantinlerde, amfilerde, köylerde, emekçi mahallelerinde, fabrikalarda bir yanda Mahir bir yanda Deniz bir yanda İbrahim… Memleket meseleleri emekçilerle, öğrencilerle, köylülerle tartışılıyor. Çıkışın koşulları aranıyordu. Marksizmin evrensel dinamiği onların kıvrak zekası ve durdurak bilmez enerjisiyle adeta 50 yıllık oportünizmden kurtulmak üzere işleniyor; memleketin mücadele mevzilerine taşinıyordu. Devrimi yapacak öznenin, devrimci bir savaş örgütünün inşanına girişiyor, yol açıyordu her biri.

İbrahim yoldaş, kuşkusuz bu kopuş yıllarına kendi rengiyle damgasını vurdu. Akıntıya karşı kürek çekmek şöyle dursun, o akıntının yönünü değiştirdi. Resmi ideolojiyi reddettiği gibi onu bir bütünen teşhire koyuldu. Aydınlanmacı Kemalist ideolojinin Türkiye burjuvazisinin ideolojisi olduğu tahlilini yaptı. Ve Kemalist ideolojiye cepheden savaş açtı. Bu anlamda yapılan sömürü ve katliamların yakasını bırakmadı. Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını savunması, Kürt sorununa yaklaşımı onu düşman nezdinde yokedilmesi gerekenler listesinin en başına taşıdı. Zira Kürt isyanları; Qoçgiri, Dersim kolay unutulur cinsten başkaldırılar değildi.  Kaypakkaya yoldaş, bu esaslı çıkışıyla Türkiye Devrimi’nde kopuşun temel sacayaklarından birinin yolunu açmış oldu. Düşman ideolojisine karşı net tavır ve eylemliliği geliştiren İbrahim yoldaş gerisinde yüzükoyun Ali Haydar’ı bırakmak zorunda kalarak, 72 gün düşman işkencehanelerinden parça parça edilen bedeninine inat yılmaz bir iradeyle çıkmıştır. Düşman kendi işkencehanelerinde yenilmiştir bu kez.

Kışın ayazına direnenlerse baharı görecek olanlar; Mahir, Deniz ve İbrahim bu baharın en direngenini bırakmıştır bugüne…

Selam olsun bu direngenliği yaratanlara, yaşatanlara,

Her gün ilmek ilmek, torna torna, nasır nasır  hayatı  örenlere,

Yaşamı uğruna ölecek kadar çok sevenlere,

Yaşamı uğruna ölecek kadar çok sevenlerin yoldaşı olma özlemiyle buluşanlara,

Faşizmin duvarlarını yıkma cüretini gösterenlere,

Dörtlerin izini sürüp bedenini açlığa, ölüme yatırmış olanlara,

İşkencelerde, tecritlerde ser verip sır vermeyen yiğit devrimcilere,

Ser verip sır vermeyenlerin, beyaz tülbentli, direngen annelerine,

Selam olsun Haki Karer kararlılığını kuşananlara,

Faşizme karşı birleşik devrimin örülmesinin olmazsa olmaz olduğu şu günlerde Mayıs Ayı ölümsüzlerinin izini sürmeyi bir görev ve onur biliriz. Biz Komünarlar, Ya bir yol bulmalı, ya bir yol açmalı diyen kopuş devriminin kopuş devrimcilerinin ardılıyız. Bu sorumlulukla, çıkışın en nadide izlerini tarihimize nakşeden Mahir’i, Deniz’i, İbo’yu anmak ve anlamak onurdur.

İbrahim Kaypakkaya Ölümsüzdür!

Mayıs Ayı Şehitleri Ölümsüzdür!

Yaşasın Birleşik Devrim Mücadelemiz!

DKP/Birlik

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız