Taksim’de ısrar umutta ısrardır – M.Bahtiyar

693

Dünya’da ve Türkiye’de II. Enternasyonal’le kabul edilen 1 Mayıs günü, işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü, 1889’dan 2016’ya devam ediyor ve devam edecek

Sekiz saatlik iş günü mücadelesi önderlerinden Albert Persons’un idam sehpasına gitmeden önce çocuklarına yazdığı mektup, o günlerde emekçilerin verdiği mücadeleden günümüze ışık tutuyor:

Bu kelimeleri yazarken adlarınızın üzerine gözyaşı damlıyor. Bir daha hiç karşılaşmayacağız. Ah sevgili çocuklarım, nasıl içten, derinden seviyor sizi babacığınız.

Sevdiklerimiz için yaşamakla gösteririz sevgimizi ve gerektiğinde sevdiklerimiz için ölmekle de gösterebiliriz sevgimizi.

Benim hayatımı ve doğal olmayan haksız ölümümü başkalarından öğreneceksiniz. Babanız, özgürlük ve mutluluk uğruna canını vermiş bir kurbandır.

Size miras olarak şerefli bir ad ve tamamlanacak bir görev bırakıyorum. Onu koruyun, bu yolda yürüyün. Kendinize karşı doğru olun, o vakit başkalarına karşı sahte olamazsınız. Yaratıcı, uyanık ve neşeli olun.

Çocuklarım, değerli varlıklarım; bu mektubu yalnız sizin için değil, daha doğmamış çocukları için ölen birçok kişinin ölüm yıl dönümlerinde de okumanızı istiyorum. Yavrularım elveda”.

İşte bütün hikâye burada başlıyor. Dünya’da ve Türkiye’de II. Enternasyonal’le kabul edilen 1 Mayıs günü, işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü, 1889’dan 2016’ya devam ediyor ve devam edecek.

İsyan-devrim-öz-gür-lük!

Bu sloganla yürüyor işçiler, emekçiler, gençler, kadınlar. Duyuyor musunuz?

Bir meydan özgürlük ve despotizmin, emek ve sermayenin, devrim ve karşı devrimin karşı karşıya geldiği bir sembole dönüşebilir mi?

Dönüşür! Adı Taksim ise dönüşür.

Taksim ezilenlerin ve Türkiye devrimciliğinin kutsalıdır. Türkiye devrimciliği inanılmaz bir bellek, hassasiyet ve iradeyle 1977 1 Mayısında Taksimde katledilen otuz dört canını unutmadı. 1989 1 Mayısında katledilen M. Akif Dalcıyı, 1990’da Taksim kapılarında sakat bırakılan Gülay Beceren’i unutmadı. 1968 kuşağının “Kanlı Pazar”ında katledilen üç işçiyi unutmadı. Gezi Parkı eylemlerinde katledilen sekiz genci unutmadı. Türkiye devrimciliği sayısız yenilgiler aldı, kimi zaman yanlışlar da yaptı ama bir an olsun Taksim’de sembolize olan cinayetleri unutmadı. Taksim adı altında cisimleşen ahde vefayı, umuda, onura, canını dişine takarak sahip çıktı. İşte bu nedenledir ki Taksim, Türkiye devrimciliğinin kutsalıdır. Dünyanın her yerinde insanlar kutsalları ne ise onun için ölümü göze alarak dövüşürler. Taksim de, Türkiye işçi sınıfı için kutsaldır ve dövüşülür.

İktidar kibriyle sırtını sıvazlayan muktedirlerin, medya borazanlarının gazıyla, burnun öyle büyümüş ki, bir halkın onuruyla “insanın tabiatıyla” oynanmayacağını unutmuşsun “ey Tayyip”. Öyleyse hatırlatacağız, öğreneceksin.

Tarih Taksimdir. Ve Taksim artık sadece Taksim değildir!

Taksim Roboski’dir. Taksim; yakılan binlerce Kürt köyüdür. Taksim Cizre’dir, Sur’dur. Taksim; Maraş’tır, Madımak’tır, Çorum’dur, Gazi’dir, Gezi’dir. Taksim; Karadeniz’in ovalarıdır, doğasıdır. Taksim; Kızılay meydanında katledilen Ethem Sarısülük’tür. Taksim; Armutlu sokaklarındaki Abdullah Cömert’tir, Ahmet Atakan’dır. Taksim; üniversite kampüslerinde Ali İsmail Korkmaz’dır. Taksim; Okmeydanı’nda ekmek almaya giden Berkin Elvan’dır. Taksim; uyuşturucu ve yozlaşmaya karşı mücadele eden Hasan Ferit Gedik’tir. Taksim; Rojava’da çetelere karşı savaşan Aziz, Mahir, Bedrettin, Suphi Nejat, Kader Ortakaya’dır. Taksim; Hacı Lokman Birlik’in panzerin arkasında sürüklenen cansız bedenidir. Taksim; Ekin Wan’ın çırıl çıplak bedenidir. Taksim; tecavüze uğrayıp katledilen kadınların öfkesi, mücadelesidir.

Korku politikalarını büyütmek için, diktatör hevesliliği için, şizofren bir ruh halinde çetelere verdiğiniz talimatlarla Suruç’ta, Ankara tren garında, Diyarbakır’da, İstanbul’da bombalar patlattınız. Taksim o patlayan bombaların öfkesidir.

“Ey Tayyip”; basına sansür, işçiye keder, doğaya zarar, hırsıza dost, katile kardeş, tecavüzcüye destek oldunuz. Taksim; Ensar Vakfı’nda tecavüze uğrayan çocukların öfkesidir. Taksim; Soma’da ölen maden işçisinin güneşi görme kavgasıdır. Taksim; sıfırlayamadığınız paraların hesabını vereceğiniz yerdir.

“Ey Tayyip”; çapulcular ayakta, milyonlarca “marjinal” geliyor; görüyor musun? Meydanına, onuruna, kutsalına sahip çıkmaya Taksim’e, “1 Mayıs alanı”na geliyoruz!

1 Mayıs’ta Taksim’de görüşürüz Tayyip ve “gilleri”…

Facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınızı buraya yazınız